TL’na Putin desteği

Hafta boyunca yoğun baskı altında kalan TL, Cuma günü Putin’den gelen “müjdelerle” dolara karşı 5-6 kuruş değer kazanarak, 17.92’den kapandı. Rusya’nın Akkuyu finansmanı için Türkiye’ye para yollayacağı haberleri yanında, doğal gaz ithalatında ruble kullanılması mutabakatı da TL’na destek attı.  TL’nın değer kazanımı ilerleyen haftalarda sürekli olabilir mi?

Putin’in dolaylı olarak dolar/TL’na “müdahalesi“  Bloomberg’de çıkan Akkuyu’nun hakim ortağı Rosatom’un inşaat masrafları için Türkiye’ye $20 milyar yollayacağı haberleri ile başladı. Haber kurda etki yaratmadı, çünkü bir tercüme hatası vardı. Bloomberg makalesi Rosatom’un “maliyeti $20 milyar tutan nükleer santralq için Türkiye’ye bir miktar para yollayacağını ifade ediyordu.

Nitekim, bir hafta öncesine ait verilere göre, Rosatom’dan $2.1 milyar gelip TCMB brüt rezervlerinin artışına katkı sağladı. Bu katkı sürebilir. İlkin, Medyascope’dan Okan Yücel geniş Akkuyu değerlendirmesinde, şu tespiti yaptı:

“Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, IC İçtaş’ın bağlı olduğu sözleşmenin feshedilmesinin ardından projede yer alan Türk şirketlerinin ve sahada çalışan Türk vatandaşlarının sayısının “artmaya devam edeceğini” belirtti ve “Türk şirketlerine şimdiden yaklaşık 3.2 milyar ABD Doları tutarında sipariş verilmiş durumdadır.  Projede yer alan Türk şirketlerinin ve sahada çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı da artmaya devam etmektedir. Bugün sahada istihdam edilenlerin yüzde 80’inden fazlasını Türk vatandaşları oluşturmaktadır ve bu sayı artmaya devam edecektir” dedi.

Akkuyu ile ilgili ikinci haber TL’da değer kazanımını başlattı:  BloombergHT’de çıkan haber şu şekilde:

“Rosatom’un Türkiye iştirakinin Akkuyu’daki nükleer enerji santrali projesi için 6,1 milyar dolarlık kredi aradığı belirtildi.

Rosatom’un Türkiye’deki iştiraki, Türk devlet tahvillerine yatırım yapmak ve sonrasında Akkuyu nükleer santrali ekipman alımı yapmak üzere yedi yıla kadar vadede 6,1 milyar dolarlık kredi hattı arıyor”.

Nihayetinde ise, basın Erdoğan-Putin zirvesinde doğal gaz ticaretinde ruble ve TL kullanımında  anlaşma sağlandığını duyurdu.

ANALİZ:  Geçin bunları bir kalem, Hamfendi

Bu haberlerin hepsi doğru, ama Şeytan detayda. TL’nın dolara karşı değer kazanması sürmez.  Öncelikle, geçen veri haftasında kurumsalların $2.2 milyar döviz aldığını göz önünde bulundurursak, Rosatom’dan inşaat harcamaları için gelecek $3.2 milyarın devede kulak kaldığını görürüz. Ek olarak, bu fonun ne zaman hesaplara gireceğine dair belirginlik de yok.

Rosatom’un aradığı kredi de TL’na destek vermez, çünkü BloombergHT haberinde ayrıca şu detaya değiniliyor:  “Şirketin basın ofisinin verdiği yanıtta “Kredi anlaşması, fonun projede kullanılmasına kadar Türk devlet tahvilleri ve/veya mevduatlarına geçici olarak yatırımı kapsayabilir” denildi.

Dokümanda elde edilecek fonun kullanım amacı olarak Akkuyu Nükleer Santrali’ne ekipman ve hizmet alımından Kazakistan’da uranyum deposu geliştirilmesine kadar birçok amaç sıralandı. Türk devlet dolar tahvillerinde alım ve mevduat da gerekçeler arasında sıralandı”.

Muhtemelen kredinin sadece bir miktarı Akkuyu’ya tahsis edilecek.  Bu kısmın sadece bir bölümü döviz mevduat olarak sisteme girecek, fakat önemli ölçüde Eurobond satın alınması daha akılcı, çünkü getirisi döviz mevduat faizinden misliyle yüksek.

Doğal gaz alımında ruble kullanılması ise ödemeler dengesi muhasebesi açısından henüz çözemediğimiz bir soru işareti. Rusya’nın doğal gazı TL’yla satacağına kesinlikle inanmıyoruz. Hiç bir ülke dolarla para eden bir emtiayı hızla değer kaybeden TL’yla satmaz. Ek olarak altının çizilmesi gereken nokta, Türkiye’nin Rusya’yla ticaretinde oldukça büyük ve kronikleşen bir açık verdiği. Yani, yerel para birimleri ile ticaret Rus Merkez Bankası’nın ithalatçılar ve turistlerin kullanmasına asla imkan olmayan yüksek miktarda TL rezerv tutması sonucunu getirir.

Eğer Türkiye doğal gazı rubleyle alacaksa, rubleyi satın almak için herhalde döviz bozduracak. Özetle, bu anlaşmadan da sürekli döviz çıkışını azaltacak bir sonuç elde edemiyoruz.

Financial Times’dan Laura Pitel’in “Alarm mounts in western capitals over Turkey’s deepening ties with Russia” başlıklı haberine göre,  Rusya ile ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi  Batı’da  ciddi kaygı yaratıyor. ABD ve/veya AB Türkiye’ye yaptırım uygulamasa da, el altından şirketlerine Türkiye ile Rusya’ya gönderilebilecek mallarda ticareti azaltması direktifi verebilir, ya da banka ve firmalarımızın dış borçlanmasında zorluk çıkartabilir.

Kış aylarında ciddi bir tehdit olarak başgösteren dış borç finansmanı sıkıntısını aşmak ve TL’na değer kazandırarak enflasyonda bir miktar rahat nefes almak için Erdoğan’ın halkla ilişkiler ekibi sürekli “dışardan para geliyor” haberlerini pompalatacak. Maalesef, seçimlere bir yıldan az kala, iktidarını koruması garanti görünmeyen Erdoğan’a para gelmesi çok zor ve kreditör için  riskli.

TL büyük ölçüde cari açık gelişmeleri ve yerleşiklerin döviz talebi ile yön bulacak. Bu iki başlıkta da işler kış aylarında sarpa saracak.  Cari açık patlama yapan doğal gaz fiyatları nedeniyle genişlerken, kurumsalların yanında bireysellerin de çok yakında KKM’den çıkıp döviz mevduata dönmesi olası.

Dr. Artunç Kocabalkan – Atilla Yeşilada : Toslamak ne demek?

Dr Cüneyt Akman:  DOLARDAN SONRA ŞİMDİ SIRA ALTINDA MI?

Temmuz dış ticaret açığında büyük genişleme: aylık 10,6 milyar dolar senelik yüzde 145 artış

Bunları da beğenebilirsiniz